İSTANBUL İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

“Yeni Dönemde Eğitimin Kurumsal Tasarımı” Paneli Yapıldı

İstanbul  Millî Eğitim Müdürlüğü Eğitim Merkezi Etkinlikleri (İSTEM) kapsamında “Yeni Dönemde Eğitimin Kurumsal Tasarımı” konulu paneli, 4.Uluslararası CNR Kitap Fuarı’nda  düzenlendi.  
“Yeni Dönemde Eğitimin Kurumsal Tasarımı” Paneli Yapıldı

İstanbul Millî  Eğitim Müdürlüğü´nün düzenlediği  İstanbul Millî Eğitim Müdürlüğü Eğitim Merkezi Etkinlikleri (İSTEM) kapsamında “Yeni Dönemde Eğitimin Kurumsal Tasarımı” konulu panel, 4.Uluslararası CNR Kitap Fuarı’nda yapıldı.

Siirt Milletvekili Prof.Dr. Yasin Aktay ve Millî  Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Yusuf Tekin’in konuşmacı olarak katıldığı panelin, moderatörlüğünüSafure Cantürk üstlendi.  İstanbul Milliî Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci´nin ev sahipliğinde düzenlenen panele;  Müsteşar Yardımcısı Dr. Muammer Yıldız, Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Doç.Dr. Semih Aktekin  de katıldı.

Konuşmacı olarak söz alan Siirt Milletvekili  Aktay, Türkiye´deki eğitim sisteminin  Fransa´dan çokça ilham aldığını vurgulayarak, “Şu anda eğitim sisteminde yaptığımız her şey, kaybettiğimiz nice uzun zamanları tekrar telafi etme ve tekrar kazanma telaşıyla beraber yürüyor” dedi.

Aktay, Türkiye´de eğitim sisteminde zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarmamızın daha yeni olduğunu dile getirerek," Eğitimi 4 sene önce 12 seneye çıkardık. Onun dışında üniversitelere gitmeyle ilgili ciddi bir problemle karşı karşıya kalıyorduk. Biz de bu sınıfsal ayrım mekanizmasını üniversiteyi kazanıp kazanmama noktasında aynı ayrımcılıkları doğrusu sistematik olarak yaşadık. Bir kültürün öğretmenler tarafından üretilip öğrencilere aktarılırken, yaşanan ayrımcılıktan ziyade doğrudan doğruya devletin uyguladığı bir ayrımcılığa maruz kaldık bir dönem. Başörtülü öğrenci, üniversiteye giremiyor... Katsayı olarak belli liselerden gelmiş olan insanlara, fiilen doğrudan doğruya üniversite kapıları kapatılıyor. Bu ciddi anlamda kurumsal anlamda yapılan bir ayrımcılık. Bu tarz kaba bir ayrımcılık, aslına bakarsanız ne  Fransa´da ne  Almanya´da ne de  Avrupa´nın herhangi bir okulunda yok. Bu ayrımcılık, kültürel yeniden üretim düzeyinde gerçekleşen bir ayrımcılık oluyordu. Onun dışında,  Türkiye´de sadece 5-6 sene öncesine kadar üniversitelere reşit olmuş kızlarımız, neyi giyip neyi giyemeyeceğine karar veremeyecek insanlar muamelesi görebiliyorlardı. Eğitim sistemimiz, insanına reşit olmayan insan muamelesi yapıyordu." şeklinde konuştu.

Şu anda  bir şekilde büyük bir telaşla kaybettiğimiz zamanları yakalamaya çalıştığımızı ifade eden Aktay, sözlerine şöyle devam etti:

 “Eğitim sisteminde yaptığımız her şey kaybettiğimiz nice uzun zamanları tekrar telafi etme ve tekrar kazanma telaşıyla beraber yürüyor. Bu böyle. Bu bir gerçek. Aynı şey katsayı sisteminde yaptığımız ayrım, katsayı sisteminde eğer bir adam İmam Hatip lisesine   girmişse ağzıyla kuş tutsa üniversiteye giremez. Sadece İmam Hatibe değil, herhangi bir meslek lisesine, ticaret lisesine girmişse üniversiteye giremiyor. Onun önünü tamamen kapattık? Neden kapattık? Çünkü kurumsal anlamda altyapımız bir yandan eksikti, bir anlamda da zayıftı. Çünkü yeterince üniversite eğitimi arzı yapamıyoruz, arzımız kısıtlı. Kısıtlı olan o arzı sunabileceğimiz insanlar konusunda seçici davranmak zorunda kalıyoruz. Seçici davranırken de kullandığımız kriter, bizim elimizi ayağımızı birbirine dolaştırıyor, bütün felsefemizi, ideolojik yapılarımızı da açığa çıkarmış oluyor."

 15 Temmuz´da o güçlü vatandaşı gördük

Yasin Aktay, Güçlü demokrasi, ancak güçlü vatandaş psikolojisinin ortaya çıkmasıyla mümkün olabilir diyerek sözlerine şu şekilde devam etti:

" Bakın 15 Temmuz´da o güçlü vatandaşı gördük. Güçlü vatandaş, kendi devletine sahip çıktı ve kendi devletine dokunulduğunda, kendi hükümetine, kendi devletine dokunulduğunda canı pahasına onun karşısına çıktı, onu savundu. Devletini savunan bir toplumsal hareket, dünya toplumsal hareketler tarihinde bir istisnadır ama  Türkiye´de yaşanan demokratik eğitim devriminin de bunda çok önemli bir payı olduğunu ben rahatlıkla söyleyebilirim. Orada bu mülahazadan hareketle 2002 yılından itibaren başlattığımız yeni üniversiteleşme dalgasıyla sayıyı 195´e kadar çıkardık."

Bundan sonra her isteyenin üniversite eğitimi alacağının altını çizen Aktay, "Şöyle bir duruma ulaştık. Bundan sonra ´üniversite talep ediyorum´ diyen hiç kimseye ´sen üniversiteye giremezsin, şu veya bu mülahazayla üniversiteye giremezsin´ denilemeyecek. Her isteyen, üniversite eğitimini alacak. Çünkü üniversite eğitimi, insanların mesleklerini ancak üniversite yoluyla kazandıkları, toplumsal hayata ve devlete ancak üniversite kanalıyla ortak olabildikleri bir ortamda, isteyene eğitim vermemek hakikaten artık insan haklarına aykırı bir duruma gelmiştir. " şeklinde sözlerini tamamladı.

"Türkiye´de yepyeni bir dönem başlıyor"

Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr.  Yusuf Tekin ise Türkiye´de eğitim sisteminin   hiç değişmediğini değişimin şart olduğunu vurgulayarak sözlerine şöyle devam etti:

“ Değişmesi gereken çok sayıda şey var. Özellikle bu hükümet döneminde eğitimle ilgili asıl değişmesi gereken şeylerin değişmediğine dair bende bir kanaat var. Değiştiğini iddia ettiğimiz veya sokakta eğitim sisteminde çok şey değişiyor diyenlere sorduğumuzda bize söylenen şey, ´İlkokullar 5 yıldı, 4 yıla düştü´, ´Zorunlu eğitim 12 yıla çıkarıldı´, ´Ortaokullardan liseye geçiş sistemi değiştirildi´... Eğitim sistemi bu değil arkadaşlar. Eğitim sisteminden kast ettiğimiz şeyler bunlarsa yeni dönem paradigmasını hiç anlamıyoruz demektir. Bunu hiç konuşmamak gerekir. O yüzden ben diyorum ki gerçekten hem dünyada makro anlamda, hem de  Türkiye´de yepyeni bir dönem başlıyor. Bu yepyeni dönemde bizlerin eğitim sistemini tekrar masaya yatırıp, bunun üzerine konuşmamız gerekiyor."

“Eğitimde sistem sürekli değişiyor.” bunun statükoyu besleyen, statükocu yapıların bilinçli bir biçimde asıl değişimi engellemek için  kullandıkları bir argüman olduğunu belirten Tekin,” Dolayısıyla eğer çağı yakalamak, yeni devlet kurgusunu yakalamak, çağı 100 sene 150 sene geriden değil de anında yakalamak, takip etmek istiyorsak bütün bu süreci, tepeden tırnağa yeniden kurgulamamız, yeniden tasarlamamız ve yeniden düşünmemiz gerekiyor." şeklinde konuştu.

Tekin, Dershane süreci  Türkiye´deki hem genel anlamda eğitim sistemi üzerindeki çok önemli bir vesayeti ortadan kaldırdığının   altını çizerek sözlerine şöyle devam etti:

“Yardımcı kitap ve dershane piyasasında pastanın yüzde 80´ini  FETÖ denen yapı alıyordu. Bu yapı toplumda "Millî  Eğitim´in öğretmenleri kötü", "Millî   Eğitim´in kitapları kötü", "Millî Eğitim´in kitaplarından soru çıkmıyor" gibi algının oluşturulmasına neden oldu. Dershane süreci  Türkiye´deki hem genel anlamda eğitim sistemi üzerindeki çok önemli bir vesayeti ortadan kaldırmıştır, hem de Millî  Eğitim Bakanlığının emekleri üzerindeki vesayeti ortadan kaldırmıştır. Yeni dönem, bu anlamda  Millî Eğitim Bakanlığı için de daha özgür, daha rahat bir dönem olacaktır.”

Öğretim programları konusunda çalışmalarla ilgili bilgi veren Tekin, sözlerini şöyle tamamladı: 

"Komisyonlarımız Öğretim programlarıyla  ilgili kamuoyundan bize gelen eleştirileri değerlendirme sürecini bitirdi. Önümüzdeki hafta içinde çok büyük bir ihtimalle Öğretim programlarıyla  yenilenmiş olacak. Ne değişmiş olacak? Bizim Öğretim programlarıyla  ilgili en temel eleştirilerimiz şunlardı: Çocuklar, ezberciliğe yöneltiliyorlar, ezber yapıyorlar, analitik düşünmeyi öğrenmiyorlar. Burada eğer ortaokul öğretmeni ya da ortaokulda öğrencisi olan, çocuğu olan arkadaşlarımız varsa bizim bu temel eğitimden, ortaöğretime geçiş sınavında sorduğumuz soruları bir kıyaslasınlar. Çok temel farklılıklar var, önceki yıllarla yapılan sınavlarla kıyaslandığında. O fark şu, çocuklarımızın okulda öğrendikleri şey, gündelik hayatta kullanabilecekleri, analitik düşünmelerine yardımcı olabileceklerine yönlendirmeye çalıştık. Öğretim programları da buna göre revize edildi. Artık elinize aldığınız yeni müfredatla önümüzdeki yıldan itibaren inşallah çocuklarımız da şu soruyu sormayacaklar sizlere, ´bu öğrendiğimiz konu, günlük hayatta bizim ne işimize yarayacak?´ Öğretim programlarımızı  bu bakış açısıyla revize ettik."

27-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-201727-02-2017

 

Binbirdirek M.İmran Öktem C.No1 Eski Adliye Binası Sultanahmet/Fatih/İSTANBUL - (0212) 455 04 00

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.