İSTANBUL İL MİLLÎ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ

Uluslararası Özel Yetenekliler Kongresi Yapıldı

Türkiye’de özel yetenekli çocukların eğitim sorunlarının masaya yatırıldığı Uluslararası Özel Yetenekliler Kongresi yapıldı.
Uluslararası Özel Yetenekliler Kongresi Yapıldı

Kongrenin açılışına İl Millî Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin,  Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı İdris Güllüce, Türkiye Üstün Zekâlı ve Dahi Çocuklar Eğitim Vakfı (TÜZDEV) Genel Başkanı Kemal Tekten ve alanında uzman eğitimciler katıldı.

Güzel Sevgisi ve İnsanın Tekâmülü

Kongrede konuşma yapan İstanbul Millî Eğitim Müdürü Yelkenci, Millî Eğitim Bakanlığının son yıllarda özel eğitim alanında çok yoğun çalışmalar yaparak etkili stratejiler üretmekte olduğunu belirterek, “Bir eğitim sistemi çocuğa hayal kurdurmayı başarabiliyorsa o eğitim sistemi doğru yoldadır. Bu dışındaki her şey teferruattır. Gerek tasavvufun gerek felsefenin nihai hedefi olan estetiğe kavuşma noktasında tahayyül son derece önemlidir. Bunun yolunu da yine bizlere ‘İnsan tekâmülünün güzellik sevgisinden öteye gidebileceği bir yer yoktur’  diyerek Muhyuddin İbn-i Arabi gösteriyor. Bütün eğitim süreçlerinin bu başlangıç ve son arasında ele almanın çocuklarımızın kendilerini inşa etmelerine yardımcı olacağını söylemek isterim.” dedi.

Türkiye genelinde 107 Bilim ve Sanat Merkezi’nde, özel yetenekli çocukların genel eğitimlerinin içinde eğitim gördüklerini anlatan Yelkenci, İstanbul’da da 6 Bilim ve Sanat Merkezi’nde 3 bin 616 öğrenciye resim, müzik, genel yetenek olmak üzere okul dışı zamanlarda eğitim verilmekte olduğunu söyledi.

Bilim ve Sanat Merkezlerimiz

Yelkenci, Bilim ve Sanat Merkezlerinin nasıl eğitim yaptığına değinerek sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bilim ve Sanat Merkezleri, zekâ, yaratıcılık, liderlik ve sanat alanlarında yaşıtlarına göre üstün performans gösteren çocuklarımızın, yaşantısal eğitim alanlarında geliştirilmesi noktasında yapılan bir çalışmadır. Burada özellikle uyum ve destek programlarıyla çocuklarımızın problem çözme, karar verme, öğrenme yöntemleri gibi alanlarda geliştirilmesi ve desteklenmesi sağlanıyor. Üçüncü adım ise özel yeteneklerinin keşfedilmesi, dördüncü adım bireysel yeteneklerin geliştirilmesi, son adım ise proje üretimi ve yönetimidir.

Dünyada, özel yetenekli çocukların eğitim sürecinin nasıl olması gerektiği noktasında birtakım tartışmalar yapılıyor. Özetle özel yetenekli çocuklar eğitim sistemi içinde mi eğitilmeli, yoksa eğitim sisteminin dışında bir zaman ve programla mı eğitilmeli çerçevesinde sürmekte bu tartışma. Bakanlığımız, bu öğrencilerimizin normal eğitim sistemi içerisinde bütün çocuklarımızla birlikte sosyalleşerek, iletişim ve ilişki becerilerini geliştirerek eğitimleri almaları ama aynı zamanda özel yetenekleri için farklı programlar üretilerek eğitilmeleri noktasında görüşünü ortaya koymuştur.”

Özel yetenekli çocuklara Avrupa genelinde farklı program uygulandığını aktaran Yelkenci, “Çocuklarımızın ruh sağlığı açısından sosyal gelişimleri açısından Bilim ve Sanat Merkezleri doğrudur diye düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

İnsanın Kendini Tanıması

Eğitimin bir bütün olduğunu ve hiçbir çocuğun bir diğerinden ayrılamayacağının altını çizen Yelkenci, sözlerini şöyle tamamladı:

“Sizin oluşturacağınız zemin bütün eğitim alanlarının doğru bir şekilde nasıl yürüyeceğini ortaya koyar. Peki, bu nasıl olacak, Muhyuddin İbn-i Arabi der ki ‘İnsanın kendini tanıması Rabbini tanımasının sebebidir. Allah’ı da tanıması da kendisini tanımasının sonucudur.’ Biz öncelikle bizim onları keşfetmemizden önce, onların kendilerini keşfetmelerine fırsat tanımalıyız.

 Peki, bu nasıl olur?  Bütün insanlar ortak bir fıtratla yaratılmıştır. Ortak bir fıtratla dünyaya gelen insan yine mizaç dediğimiz kendisine has özellikleriyle yavaş yavaş ayrışmaya başlar. Daha sonra Lahbabi’nin dediği gibi kendisi ve ailesi tarafından giydirilen şahsiyet elbisesiyle beraber biraz daha ayrışır ve yaşadığı tecrübeyle tamamen biricik hale gelir. Bu ister genel eğitim alanında olsun ister özel eğitim alanında olsun bu şekilde cereyan eder. Eğitim sisteminizde bunu sağladığınız zaman doğru yolda olduğunuz anlamına gelir.”

Cevheri Mücevher Yapmak

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Ergin ise yeni Türkiye’de gözümüzü yükseklere diktiğimizi vurgulayarak, ülkemizdeki her insanın tüm dünya tarafından saygı duyulan insanlar haline gelmesini istediklerini bunun yolunun ise bilimden geçtiğini söyledi.

Böyle bir kongre düzenlenmesinin sebebini anlatan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Ergin sözlerini şöyle tamamladı:

“Bence cevheri mücevher yapmak için neyin gerekli olduğunu tartışmak için buradayız. Bizim inancımızda yaratanımız mülkü istediğine verir ama ilmi isteyene verir. Cevheri mücevhere dönüştürme ilmini arayan insanlar olarak buradayız. Biz yeni Türkiye’de gözümüzü yükseklere diktik. Biz uzaya gitmek, Antarktika´ya hâkim olmak istiyoruz. Biz ülkemizdeki her insanın tüm dünya tarafından saygı duyulan bir insan kitlesi haline gelmesini istiyoruz. Bütün bu hayalleri nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda da cevap bilimden geçiyor.”

TÜZDEV Genel Başkan Tekten, “Dehanın ortaya çıkması için bir ortam hazırlamak lazım. Eğer biz çocuklarımızı aklını bir yerlere teslim etmesini sağlayacak şekilde yetiştirirsek o zaman maalesef bu dehayı öldüren bir durumla karşı karşıya kalıyoruz demektir.” dedi.

Eğitimin Üç Meselesi

Hür düşüncenin teşvik edileceği bir ortamın hazırlanması gerektiğini hatırlatan Tekten, sözlerini şöyle tamamladı:

“Dehanın ortaya çıkması için bir ortam hazırlamak lazım. Eğer biz çocuklarımızı aklını bir yerlere teslim etmesini sağlayacak şekilde yetiştirirsek o zaman maalesef bu dehayı öldüren bir durumla karşı karşıya kalıyoruz demektir. Bilgi, tefekkür ve eylem, bu üçü birlikte olmak zorunda, şu anda sadece bilgi yüklüyoruz çocuklarımıza ama düşünce ve eylem konusunda sıkıntılarımız var. Nereden başlayalım deyince aklıma şu geliyor; Düşünen Adam heykeli var ya, birisi bu heykeli kaldırsın oradan. Artık akıl ve ruh hastalıkları hastanesinin girişinde bu heykele ne gerek var. İnsanlarımıza, eğer sen düşünürsen geleceğin yer burası gibi bir mana ifade ediyor. Türkiye´nin değişimi için oradan başlamak gerekiyor.” 

Konuşmaların ardından “Diriliş Ertuğrul” dizisi ekibi sahneye davet edildi. Dizinin yapımcısı Mehmet Bozdağ, “Mutlu bir Türkiye, mutlu bir dünya için bizim kesinlikle elimizdeki potansiyelleri iyi değerlendirmemiz lazım. Allah, doğuştan bazı insanlara üstün yetenek bahşederek onları toplumlar için önemli bir hale getiriyor ama bu toplum onlara kıymet vermezse ortaya bambaşka bir portre çıkıyor. O yüzden o portrenin çıkmaması için bu insanların yetiştirilmesi büyük önem arz ediyor.” dedi. Ardından kongreye katılımlarından dolayı dizi ekibine plaket takdim edildi.

11-04-201711-04-201711-04-201711-04-201711-04-201711-04-201711-04-2017

Binbirdirek M.İmran Öktem C.No1 Eski Adliye Binası Sultanahmet/Fatih/İSTANBUL - (0212) 455 04 00

MEB © - Tüm Hakları Saklıdır. Gizlilik, Kullanım ve Telif Hakları bildiriminde belirtilen kurallar çerçevesinde hizmet sunulmaktadır.